8 Aralık 2013 Pazar
23 Kasım 2013 Cumartesi
NEREDE O RENGA RENK GÖKKUŞAĞIMIZ!!!
Toprağı suyla kavuşturunca oluşurdu bizim yemeklerimiz, misketlerimiz, tabaklarımız, bebeklerimiz ve arabalarımız...
Güneşle aldıkları biçimleri kalıcılaşırdı oyunlarımızın.
El becerilerimiz çamurla uğraşımızla belli ederken kendini;
Bizler hayallerimizi yansıttık o suyla toprağa...
Bir pilotu yoktu fakat onları yapan ve boyayan bizlerdik,
Onlarca kilometrelerce yükseklere çıkamazlardı belki;
Fakat yeterdi yüreklerimizi hoplatmaya boyumuzu aşması,
uçarken kağıttan uçaklarımızın....
Zaman zaman külah yapardık, kimi zaman şapka olurdu kafamıza takardık,
Kaptanı bizdik yağmurdan geriye kalan su dolu çukurları süsleyen gemilerin ..
Bez bebeklerimiz vardı yüzünü tek tek annelerimizin yaptığı,
Daima gülen ve tüm sırlarımızı bilen ilk annelik yaptığımız bebeklerimiz...
Dayımızın bizim için yaptığı tornetlerimiz vardı.
Babadan oğula miras kalacak nişancılığın ilk izlerini taşıyan sapanımız arka cebimizden ayırmadığımız...
Amcamızın elimize tutuşturdu yayımız, okumuz...
Abimizle büyük bir heyecanla bitmesini beklediğimiz rengarenk uçurtmamız;
Gökyüzüne bizden bir gülüş bırakmak için...
Erik çalarken yırtılan pantolonumuza yama yaparken annemiz;
Dökülürdü cebimizdeki tuzlar...
Bayram sabahlarını beklerdik el öpmek ve bayramlıklarımızı göstermek için diğerlerine...
Bizler için daha bir renkliydi çocukluk,
Yağmurdan sonra çıkan o renk cümbüşüyle coşan Gökkuşağına doğru koşmaktı bizim çocukluğumuz
Ninemizin anlattığı o bir çanak dolusu altın var mıydı? bittiği yerde bilemeyiz
Güneşle aldıkları biçimleri kalıcılaşırdı oyunlarımızın.
El becerilerimiz çamurla uğraşımızla belli ederken kendini;
Bizler hayallerimizi yansıttık o suyla toprağa...
Bir pilotu yoktu fakat onları yapan ve boyayan bizlerdik,
Onlarca kilometrelerce yükseklere çıkamazlardı belki;
Fakat yeterdi yüreklerimizi hoplatmaya boyumuzu aşması,
uçarken kağıttan uçaklarımızın....
Zaman zaman külah yapardık, kimi zaman şapka olurdu kafamıza takardık,
Kaptanı bizdik yağmurdan geriye kalan su dolu çukurları süsleyen gemilerin ..
Bez bebeklerimiz vardı yüzünü tek tek annelerimizin yaptığı,
Daima gülen ve tüm sırlarımızı bilen ilk annelik yaptığımız bebeklerimiz...
Dayımızın bizim için yaptığı tornetlerimiz vardı.
Babadan oğula miras kalacak nişancılığın ilk izlerini taşıyan sapanımız arka cebimizden ayırmadığımız...
Amcamızın elimize tutuşturdu yayımız, okumuz...
Abimizle büyük bir heyecanla bitmesini beklediğimiz rengarenk uçurtmamız;
Gökyüzüne bizden bir gülüş bırakmak için...
Erik çalarken yırtılan pantolonumuza yama yaparken annemiz;
Dökülürdü cebimizdeki tuzlar...
Bayram sabahlarını beklerdik el öpmek ve bayramlıklarımızı göstermek için diğerlerine...
Bizler için daha bir renkliydi çocukluk,
Yağmurdan sonra çıkan o renk cümbüşüyle coşan Gökkuşağına doğru koşmaktı bizim çocukluğumuz
Ninemizin anlattığı o bir çanak dolusu altın var mıydı? bittiği yerde bilemeyiz
19 Kasım 2013 Salı
bizleri yoran neydi bu dünya da acımasız insanlar mı menfaat üzerine kurulu ilişkiler mi yoksa insafsızca hazırlanılmış bir düzende yaptığımız yarışta amaçsızca çabalamamız mı
neydi hayatı bu kadar yaşanmaz hale getiren sahte sevgiler mi yoksa geriye dönüp baktığımızda her yanımızı bitirip kemiren endişelerle bakmamız mıydı yarınlara
yarınlarımız neden bu kadar uzakta kalbimiz niçin bir karanlığa saplantılı bu denli
bunların ağırlığına dayanır mı bu yürek
neydi hayatı bu kadar yaşanmaz hale getiren sahte sevgiler mi yoksa geriye dönüp baktığımızda her yanımızı bitirip kemiren endişelerle bakmamız mıydı yarınlara
yarınlarımız neden bu kadar uzakta kalbimiz niçin bir karanlığa saplantılı bu denli
bunların ağırlığına dayanır mı bu yürek
9 Kasım 2013 Cumartesi
Sahte dünyaların kahpece yaşamlarında,
Bir güler yüze kananlardan olduk
Kimsesizliğimizden faydalanmaya çalışanlar bedenimizi;
Ortamımızda bulunanlar ise geçmişimizi kullandılar ...
Bize karşı ne yaparlarsa yapsınlar;
Değiştiremedikleri tek şey özümüz oldu,
Bir tek onu satın alamadılar...
DESTİNA MASAL
GÜLER
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


